Bangkok, Vietnam, Laos Gezisi - 22 Ocak-6 Şubat 2012
Sömestrede Vietnam ve Laos'a gidiyoruz, eğer bize katılmak isterseniz biletinizi Katar Havayollarından alın ve birlikte yola çıkmak için ayrıntıları konuşalım :)
22 Ocak Pazar – İstanbul’dan öğle saatlerinde Katar Havayolları ile Bangkok’a uçuyoruz.
23 Ocak Pazartesi – Sabah 8’de Bangkok’a varış ve otele yerleştikten sonra serbest zaman.
24 Ocak Salı – Bangkok’tan Ha Noi’e sabah ilk uçak ile uçuş. Ha Noi’de Noi Bai Havaalanında karşılanıp otele doğru yola çıkıyoruz. Ha Noi, Vietnam’in baskenti. Asya’nın, şimdilerdeki deyimle, en tarz ve zarif şehri. Asya’daki en çarpıcı koloni mimarisine sahip bu şehir, eski dünyanın çekiciliğine sahip. Göller ve parklar ise şehrin atmosferini daha da rahatlatıcı hale getiriyor. Konaklama Ha Noi’de, otel alternatiflerimizden birinde. ( öğle ya da akşam yemeği dahil )
25 Ocak Çarşamba - Bugün Ho Chi Mihn Kompleks’inden başlayarak tüm gün şehir turu yapıyoruz. Bu kompleks ülkenin kurucusu Ho Chi Mihn’in mozolesini, başkanlık sarayını ve Ho Chi Mihn evini kapsıyor. Şehrin kuruluşu kadar eski bir tarihi olan One Pillar Pagoda da komplekse yakın. Vietnam’ın ilk üniversitesi olarak bilinen Temple of Litrerature’ı ve Vietnam’ın 54 etni grubuna ithaf edilen Etnoloji Müzesi’ni ziyaret ediyoruz. West Lake (Batı Gölü )’i ve harika bir koleksiyona sahip olanTarih Müzesi’ni ziyaret etmeyi ihmal etmiyoruz. Son olarak sakin, huzurlu Hoan Kiem Gölü’nü görmeye gidiyoruz. Bu gölün önünde meşhur su kuklası tiyatrosu var, saat 10’da harika bir performans izleyeceğiz ve Hanoi tren istasyonundan Sapa’ya gece treni ile yola çıkacağız. Konaklama : Sapa’ya doğru gece treninde ( Kahvaltı ve öğlen yemeği dahil )
Bu kez küçük bir arkadaş grubu ile birlikte çıkıyoruz yola, harika altı insan.. Bangkok’ta da Jeff’le buluşuyoruz, toplam dokuz kişiyiz.
Her zamanki gibi Bangkok’ta bir-iki gün geçirdikten sonra Koh Chang’a, yani Fil Adası’na uğramadan edemiyoruz :) Sakinlik ve Uzak Doğu’nun o egzotik, kocaman yeşil doğasını deneyimlemek isteyenler için biçilmiş kaftan.. Beyaz kumsallar gerçekten beyaz, uçsuz bucaksız, değerli bir taş güzelliğindeki okyanusa bakmaya doyamıyorsunuz, yatıştırıcıya ihtiyacınız yok burada.. Doğada her şey birkaç numara büyük bizim ölçülerimize göre.. Kocaman yapraklar, balmumundan yapılmış gibi rengarenk çiçekler, dev sarmaşık yaprakları dev ağaçları sarmalamış.. Şelaleler öyle buzzz gibi değil, tam kıvamında, serin..
Grup güne meditasyonla başlayıp akşamları dansetmeyi tercih ediyor, herkes akışta :) Gezi boyunca 'akıştayız' esprileri yapılıyor.. Şaka bir yana, gerçekten de öyle.. Bu gezilerin en sevdiğim tarafı katılanlarla ilk günden, tanısam da tanımasam da, arkadaş olmamız, sanki kırk yıllık tanıdığız da buluşmuş geziyoruz. Gerçi, çok da şaşılacak bir durum değil çünkü yola hep sevdiklerimizin arkadaşları olan ya da tavsiyeleriyle gelen, dolaylı arkadaşlarımızla çıkıyoruz. Dolaylı arkadaşlığı ömür boyu sürecek bir dostluğa çevirip dönüyoruz..
İstanbul'dan karlı bir kış günü ayrıldık. Bir gün önce esip gürleyen hava bize izin verdi, havaalanına doğru yola çıktığımız saatlerde yolumuz apaçıktı.
Acaba rötar yapar mıyız, ertelenir mi, düşüncelerimiz sadece düşünce olarak kalmıştı.Üstümüze ne giysek de, oralarda montları, paltoları taşımasak diye hepimiz planlar yaptık. Kışlıkları bizi havaalanına getiren arkadaş, eş, dost, akrabaya emanet edip, yazlıklarla uçağa bindik,eksilerden, artı 35 derecelere doğru ..