Konya'ya yaptığımız gezilerimiz akıllarda ve yüreklerde iz bırakıyor.. Hem çok bilgi alıyoruz hem de uygulamalar yapıyoruz.
Mevlevi felsefesi ile ilgili aldığımız bilgiler ışığında tam bir haftasonu bir Mevlevi dergahında yaşıyoruz, Mevlana’yı, Şems’i ziyaret ediyor, sema dönüyor, sohbetler ediyoruz.
Bizim gezilerimizden farklı zamanlarda Konya’ya gitmek isteyenler ya da kapalı gruplar da benzer organizasyon icin temasa geçebilirler.
SUFİ – TASAVVUF TUR PROGRAMI
Bir Gönül Seyahatidir Aşıkların Diyarına.. Allah dostlarının mekânlarında yaşanacak haller, geziler ve aktarımlar sizlere unutamayacağınız bir hafta sonu tatili yaşatacak. Ertelenmiş meraklar, tekrarlanmak istenen duygular ve keşfedilmesi eksik kalmış haller.
CUMA Otele giriş Hoşgeldiniz programı Konya tanıtımı
CUMARTESİ 09:00-10:30 Açık büfe Kahvaltı 10:45 Hz.Mevlana 11:45 Hz.Şems Ziyareti Hz.Mevlana ve Şems’in Karşılaştığı yer 13:30 -14:30 Öğle yemeği 14:30-16:00 Serbest zaman 16:00 Sema edebi ve uygulamalı anlatımı 19:00-20:30 Akşam yemeği (Konya mutfağı) 21:00 Sema Gösterisi(Kültür Merkezi)
PAZAR 09:30 Grup Buluşması 09:30-11:30 Sille Konakta açık büfe brunch 11:30-12:30 Sille gezisi 13:00- Meram gezisi 13:00-15:00 Tavus Hatun, Ateşbazı Veli ve Dedeler Bahçesinde çay 15:30-17:00 Serbest zaman 17:30 Yemek ,sohbet,ilahi ve zikir
Şemsi Tebrizi ziyareti: Bir deli mi? Bir âşık mı? Kendini anlatamamış bir garip mi? O’nu anlatan tarihi kaynaklar, en başından beri farklı olduğunu yazar. Gençliği de alıştığımız genç tiplemesinden uzaktır. Hep kaynayan, hep coşan bir şeyler vardır O’nda.
Hz.Mevlana Türbe ve Müze Ziyareti: Mevlana’yı pişiren, kendisini feda eden bu gizemli büyüğün hikayesini öğreneceğiz.. O olağandışı yaşam hikayesini dinlerken belki de Lamekan dedikleri yere hisleri kanat tutup gideceğiz.. Gönüller sultanı Mevlana. Gözlerini dış dünyadan biraz da kendi içlerine çevirmek isteyenlerin Kendi ruhunda yolculuk yapmak isteyenlerin, Kendini bilmek ve tanımak isteyenlerin rehberi. Yüzlerce yıldır her türlü karanlığı aydınlatan ışık.
Rehberimizin engin bilgisi ve aktarımları ile unutamayacağınız bir Mevlana Celaleddin Hüdavendigar belgeseli dinleyeceksiniz...
Öğle Yemeği (Etli ekmek) Konya ve civarına özgü, pideden farklı bir yiyecek. Koyun eti, soğan, domates ve biber iyice karıştırılır ve uzunlamasına açılan hamurun üzerine yayılarak ekmek fırınında pişirilir. İdeal uzunluğu 30 cm’dir. Ayran ile beraber tüketilir, özelikle düğün ve sünnet törenlerinde misafirlere ikram edilir. Bu yiyeceğin bir çeşidi de et ve peynir karışımı ile yapılan halk arasındaki tabiriyle (Mevlana) diye anılan yiyecektir. İyi bir usta tarafından hazırlanmış etli ekmek yiyenlere enfes bir lezzet sunar. Yapımında esmer un kullanıldığı ve esmer un genel olarak en fazla kullanıldığı için, Konya’da aldığınız tadı başka bir yerde almanız pek mümkün değildir. Pide ile karıştırılmaması ve pide olarak adlandırılmaması gerekir, nitekim pideden çok farklı bir yiyecek türüdür.
Meram Gezisi : Meram’ı anlatmak için kurulacak cümlelerin hâkim öğeleri tarih, yeşil ve sudur. Meram; Yüzyıllar boyunca şairlere şiir, âşıklara terennüm ilham eden güzel. Meram, yemyeşil bir tabiat dokusu. Meram Konyalının akciğeridir. Onunla solunum yapar Taşı, toprağı aşkla yoğrulmuştur. Hava ayrı bir güzellikte, toprak ayrı bir özellikte; meyve, sebze ayrı bir bereketlilik ve lezzettedir Meram’da. Meramlı olmak, Meram’da yaşamak, Meram’ı tanımak, Meram’ın özelliklerini ve güzelliklerini tatmak bir ayrıcalıktır, herkese nasip olmaz. Göz, toprağın ve ağacın yeşillikleriyle; gökyüzünün derin mavilikleriyle dinlenir, Meram’da. Medeniyetimizin en görkemli eserlerine sahip Konya’nın tarihi varlığının önemli bir kısmı da Meram sınırları dâhilindedir.
Tavus Hatun Gezisi : Konya’nın Meram Bağları sırtlarında Tavus Baba adlı bir türbe vardır. Burada yatanın kim olduğu, nasıl yaşadığı bilinmemektedir. Onunla ilgili söylence şudur. Bir gün türbenin şimdi bulunduğu yere Hint diyarından çok güzel bir kadın gelip yerleşir. Küçük kulübesinde rebab çalar. Sesi güzeldir. Mevlevileri büyülemiştir. Kimseler yüzünü göremez. Rebabının eşsiz sesiyle tepenin eteklerinde sema edilir. Günün birinde birden ses kesilince herkes tepeye koşar, kulübede kırık bir rebab ve bir yığın tavus tüyünden başka bir şey yoktur. Tüyler toplanır, buraya bir türbe yapılır. Adına da Tavus Baba Türbesi denilir. Yörede incelemeler yapan Gotdolevski’ye göre Bektaşiler bu yabancı kadına ölümden sonra baba sanını vermişler. Bu yüzden Tavus Baba diye anılır.
Ateşbazı Veli Türbesi Ziyareti: Mevlana’nın aşçısı olarak bilinen Ateşbaz-ı Veli’nin Türbesi`ne her yıl Türkiye’nin çeşitli yerlerinden binlerce ziyaretçi gelerek adakta bulunuyor. Mevlana ve Ateşbaz-ı Veli konusundaki araştırmalarıyla bilinen Selçuk Üniversitesi’nden emekli Hasan Özönder, Mevlana’nın, Ateşbaz-ı Veli’ye tuzla ilgili böyle bilinen bir duasının olmadığını söyledi. Dünyadaki tek aşçı türbesidir... Bunun halk arasındaki inanıştan ortaya çıkan bir durum olduğunu belirten Özender, “Mevlevihanelerde ateşbaz makamı vardır. Bu makamın yeri yüksektir. Ateşbaz-ı Veli’nin türbesinin yapılması buna bağlanıyor. Ancak, dünyada tek aşçı türbesinin Ateşbaz-ı Veli Türbesi olduğu biliniyor” diye konuştu. Özender, türbeye tuz ve yağ gibi yiyeceklerin getirilmesinin ise Orta Asya Türk geleneğine dayandığını sözlerine ekledi.
Sema edebi ve uygulamalı anlatım : Âl-i İmran Suresi’nde "Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah`ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve `Rabb’imiz, bunu boş yere yaratmadın, seni tespih ederiz, bizi ateşin azabından koru.` derler." buyrulmaktadır. Semâ, Mevlevî yoluna mahsus bir zikir tarzıdır. Mevlânâ’nın semaı, bir merasime tabi değildi. İçinden geldiği zamanlarda, bazen bir dost meclisinde, hatta bazen yolda yürürken dönerek zikretmeye başlardı. "Hâl ehlinin kalplerinin hizmetkârıdır semâ", `Âşıkların gıdasıdır semâ`.. Uygulamalı olarak Sema edebini öğreneceğiz bir öğleden sonra.
Akşam yemeği: Konya`nın meşhur yemekleri ile devam eden lezzetli an`lar...
Sema Gösterisi - Mevlana Kültür Merkezi'nde
Zikir
“Evrâd” sözlükte; “gelmek, çeşmeye varmak, suya gelen topluluk, akan su ve dere” anlamlarını taşıyan “vird” kelimesinin çoğuludur. Virdler daha ziyade maneviyat yolunda ilerlemek, Hakk’a yakınlık kazanmak için okunur. Vird, vecdin meydana gelmesine ve vâridelere yani kalbe doğan mânalara vesiledir. Bu yüzden “virdi olmayanın vâridi olmaz” denmiştir. Evrâd ve ezkâr, imanı kuvvetlendirir. İmandaki sağlamlık Hak Teâlâ’nın o kul üzerindeki lütfünü çoğaltır; zühd, takva, ihlâs, vera’ gibi makamların kazanılmasına sebep olur. Manasını bilip bunlar üzerinde düşünerek dua etmek imanı artırır, duanın amacına ulaşmasını temin eder. Her tarikatın hususî bir virdi bulunur. Mevlevîlerin de bir evradı vardır. Bizlere zikir örnekleri gösterirken belki de unutulmuş tekrarları hatırlama imkânımız olacak...
Sille
Sille Konya ilinin 8 km kuzey batısında, antik bir Rum köyü. Burada bahsi geçen Rum Roma’ya ait anlamı taşımaktadır ve Ortodoks Türklerin de mübadele öncesi yaşadığı anlaşılmaktadır. Günümüzde Konya Selçuklu belediyesine bağlı bir mahalle ve baraj gölü. Arkeolojik veriler yerleşkenin 6000 yıl öncesinde kurulduğu yönündedir. İsmin kökeni konusunda çeşitli açıklamalar vardır. İlki Yunan mitolojisindeki Silen (Silene)` den geldiğidir. Yine `Silenos`, kaynayıp, coşarak köpürüp akan su, kelimesinden türediği de kabul gören bir açıklamadır. Roma, Bizans, Kudüs yolu üzerinde yer aldığı için önemli bir dini merkez olmuştur. Dünyanın en eski ve en büyük manastırlarından biri olan Ak Manastır ("Hagios Khariton Manastırı", "Deyr-i Eflâtun") bu köydedir ve yaklaşık 800 yıl kesintisiz hizmet vermiştir. Ak Manastır Konya`da yaşayan Mevlevi dervişlerince de ziyaret edilmiş ve bahçesinde küçük bir de mescit yaptırılmıştır.